Kenar

Görsel sanatlar piyasamızda: KARA 2015 KIRİZİ.

Featured

DUYGU YAŞAM

IMG_1198 

KRİZİN GÖRSELİ BÖYLE OLABİLİR 🙂

Emre Zeytinoğlu’nun  Murat Pulat resimleri üzerine Warhola online dergisinde bir yazısı yer alıyor :

http://warholamag.com/murat-pulatin-resimleri-uzerine/

yazıyı okuduğunuz zaman bazı alıntılar ve  ustalar tarafından söylenmiş  felsefi sözler ile güçlendirilmeye çalışıldığı görülüyor. Biz burada  konunun o felsefi(!) boyutuna değil, ülkemizde  görsel sanatlar açısından nelerin bir yeni diye anılmaya başladığından söz edelim.

genç sanatçım  önceleri Photoshop programı ile elde ettiği görüntüleri yine aynı programın filtrelerinden geçirerek dijital kopyalarını boyadı veya aynısını tuvale kopya etti adına da , çağdaş sanat diyerek sundu. Bizim  yeni yöntem galericiler de genç sanatçılarımın yaptığı bu yeniliklere balıklama dalarak, ortaya yepyeni, taze ve şimdiye kadar değerini bilemediğimiz olağanüstü(!) yetenekler çıkardılar.

Artık ülkemizde görsel sanatlar konusunda sorun kalmamıştı ve gençlerimiz bu konuyu çözüme ulaştırmışlardı(!)

Vasconcelos_Rockyjoana-vasconcelos-bull vasconcelos_rocky

Genç sanatçılar ile ilgili sergiler yapılmaya başlandı, yarışmalar düzenlendi, genç sanatçılarımızın işleri İngiltere, Dubai’ye götürüldü ve oralardan başarı(!) haberleri gelmeye başladı; sözde  satışa sunulan eserler yabancılar tarafından kapışılmış ve büyük paralar karşılığında alıcılar bulmuştu…

Uçurulan balonların havası birkaç yıl dayandıktan sonra birer, birer sönmeye başladı. Ortalığı bir sis kaplamıştı ve sis perdesi dağılınca bir de baktık ki ne balon kalmış ne de,  İngiltere, Dubai piyasası..

Bizim koleksiyonerler veya sayıları çok fazla olmayan sanat yatırımcıları, sis perdesinden faydalanarak kendilerini yabancı ülkelerdeki sanat fuarlarına atmaya başladılar. Artık yabancı sanatçılara yatırım yapmaya başladıkları gerçeği sanat piyasamızda bir ekonomik kriz yarattı…

Push-Pin-Portrait-Artwork-On-Board-5 imagesCAKZAXZO

Son bir yıldır süren sanat piyasasındaki kriz, bu arada bazı sanatçıların da  PR şirketlerini devreye sokarak krizi yenme gayretleri içinde oldukları gerçeği ile bizleri karşı karşıya getirdi; sanatçım ortaya koyduğu eserlerinin önemini yeniden,  bir takım önemli imzalar ile sunmaya başladı. Sosyal medyayı kullanarak tanıtımına daha bir önem verdi. Fakat akla getirilmeyen bir gerçek vardı, taşıma suyla değirmen fazla dönmüyordu. Her seferinde sanat piyasasında para harcayan kesimin, bir şekilde gözünü boyayan kesim etkili olamıyordu. Artık sanata yatırım yapacak olan, yabancı sanat uzmanlarının, sanat yayınlarının, sanat eleştirmenlerinin, bizim sanatçılar ile ilgili önemi ortaya koymalarını bekliyorlardı. Bu beklenti de boş çıkınca, yabancı sanatçılara yönelme fikri geçerli oldu ve galericilerden bir çoğu da listelerine yabancı sanatçılar katarak, yerli piyasayı etkilemeye başladılar.

Ben Heine - Art - portrait - Eminem 04

Peki bizden önemli sanatçılar çıkmaz mı? Bize sorarsanız bu gidişle çıkmaz çünkü, görsel sanatlar piyasasında hala alavere, dalavereler sürdükçe, önemli olacak sanatçılarımız da gümbürtüye gideceklerdir, şimdiye kadar olduğu gibi.

Sanat piyasasında  bir liste dolaştırılırsa ve o listede olmayanlar dikkate alınmazsa  ülkemizden nasıl önemli sanatçılar çıkar ki; çünkü o listede olmayan bir çok yetenekler var ve hepsi de ilgi bekliyorlar. Sanatçıyı keşfedeceksin, ilgi gösterip yatırım yapacaksın ki, ortaya önemli sanatçılar çıkabilsin. Örneğin İngiltere’de Charles Saatchi Damien Hirst için, “yürü kulum” dedi ve bugün Damien çakma bir sanatçı olduğu halde dünyada en çok kazanan ve en garip sanatçı olarak ün yaptı, Katar’a bile 50 milyon dolara eczane raflarını sattı söylentisi dolaşıyor…

main

Bizden bir Damien Hirst çıksın istyemiyoruz fakat bizde olan gerçek sanat değerlerinin de bir an önce desteklenmesini ve  sanatta dış dünyaya da sunulmasını bekliyoruz. Hadi para babaları, sanat konusunda yazanlar, medyamız, kültür bakanlığımız hep birlikte bir atak yapın da görelim.

Emre Zeytinoğlu’nun yazdığı gibi, Murat Pulat’ı çok önemli bir felsefe ortaya koymuş sanatçı gibi tanıtmak kolay da bunu sanat dünyasına kanıtlamak o kadar kolay değil… Sen Hollywood filminden, yabancı film karelerinden görüntüler al, dijital ortamda işle, sonrada üzerinde şeffaf bir maddeyle katman uygula oldu sana sanat eseri… Önce sanatın etik kurallarına da uymak gerekiyor; o kullandığın fotoğraf veya film karesi sana ait olacak veya kime aitse telifini de almış olacaksın ki hakkaniyetle bir sanat yapmış olasın.

Genç sanatçılara buradan bir tavsiyemiz olacak, “Artık Phoshop filtrelerini kullanmayı gözümüze sokarak uygulamayın ve kendinize başka yöntemler bulun. Çünkü dünyada artık o filtrelerden yola çıkarak sanat yapmayan kalmadı ve bir geleceği de yok.  Yaptığınız sanatı farklı kılabilmek için belki de çok uzun zaman çalışmak gerekecektir ve  bunu da  ekono0mik getiriler sağlar ve de ülkemizde görsel sanatlara da gerektiği gibi destek sağlanırsa ancak bu dediğimiz olur…

RH+ Sanat dergisinin genç sanatçılar yarışmasını yapmayacağı ve yapacağı yarışmada yaş sınırını kaldırdığı belirtiliyor. Bu karara saygı duymak gerekiyor. Bir ara da 40 yaşın altındaki sanatçılar çok önemli gösterilmeye çalışıldı ki bu da çok yanlıştı çünkü, 40 yaşın üzerinde, yeni sanat teknolojilerini gençlerden çok daha iyi kullanabilen, yaşlı sanatçılarımız da var ve bunları sosyal medyada da takip edebiliyoruz.

Sözde sanat yazarlarımız, PR yapmayı bırakın ve gerçek sanatçılar üzerinde de yazmaya başlayın artık; bunun için araştırın bakın önünüze neler çıkacaktır. Kolaycılığı, masa başından yazmayı bırakmak gerekiyor. İyi bir sanat yazarı iyi bir araştırma yapandır… Süslü yazılar, kendinizin bile zor anlayabileceği kelimeler yerine, daha açık ve gerçek olanları yazarsanız, hem sizi anlayacak olanların sayısı artar ve hem de yazınızı ‘kral çıplak’ kategorisine sokmaktan kurtulursunuz…

YÜCEL DÖNMEZ’DEN ORJİN’DE YILIN SERGİSİ

Art4Critic

Görsel sanatlarımızda ilklerin sanatçısı olarak bilinen Yücel Dönmez’in  “DEEP” adını verdiği sergisi ziyaretçiler  tarafından, ilgi ile izleniyor.

Maslak Orjin iş merkezi galerisinde açılan sergide Donmez’in  son 5 yılda yaptıklarından bir seçki yer alıyor. Orjin iş merkezi ve Eti bisküvileri tarafından sponsor edilen serginin küratörü Beliz İnal, danışman organizatörü ise ünlü şair ve sanat yazarı Gülseli İnal.

Birçok izleyiciler tarafından yılın sergisi olarak nitelendirilen etkinlikte,  sanatçının büyük boy çalışmaları yer alıyor.

Yücel Dönmez dünya görsel sanatlarına getirdiği teknik ve üslubu ile bilinmektedir. Sanatçının İstanbul metro istasyonları ve Anadolu Adalet Sarayında ki çalışmalarının bulunduğu alanlarda her gün 3 milyon insan trafiğinin olduğu biliniyor.

9 Mayıs’da açılan sergi 30 Mayıs’a kadar ziyaret edilebilecek.

Aşağıda Gülseli İnal’ın Yücel Dönmez sergisi üzerine RH+ Sanat dergisi için kaleme aldığı yazıyı alıntı yaptık:

ÇAĞDAŞ BİR ŞAMAN: TUVALLERDEKİ  MİSTİK GÜÇ 

Gülseli İnal

Yücel Dönmez ülkemizde ilk doğa düzenlemesini 1969’da Ağrı dağları Kaçkar Guartad vadisinde doğal devasa taşları yerleştirerek yapar. Aynı yıl Palandöken dağının bembeyaz karları üzerinde   ilk Land art çalışmasını gerçekleştirir.1974’de Uludağ’da ilk kar  Landart çalışmasını büyük bir izleyici kitlesi önünde performe eder. Bu tarih sanatçının miladıdır.Bu tarihten sonra ülkemizde ve Amerika’da sayısız resim sergisi, Landart çalışmalarına imza atan Dönmez, Makro ve Mikro evrenlerin zaman akışındaki seyrini duyumsayarak gözle görülmeyen dünyaların oluşumunu kaydetmekte ve varoluşun gizli matematiğini tuvale taşıyarak yüzeyde hiç şimdiye dek görmediğimiz formlar yaratmaktadır. Bu bir keşif sürecidir ve Yücel Dönmez bu keşfi söyle dile getiriyor  “Tuvalde konturlar çizerek aralarını boyayarak resim sanatı uygulanmış olmuyor. Resim yapan bir sanatçı boyayla serbestçe haşır neşir olmalı, leke ve renklerle satıh üzerindeki dengeyi sağlaması gerekir. Bu eylem sırasında doğuştan gelen artistik yetenekle ve o anda yaşanan duyguların  belli bir felsefeyle buluşması, harmanlanması gerekir. Çalışırken o sihirli anda dış dünyadan kopmam gerekir, bu yüzden de yanımda hiç kimseyi istemem, dış dünya ile bağım kopar. Malzemelerimle farklı bir atmosferde sanki uçarak dolaşır gibiyimdir.O anda üzerinde çalıştığım yüzeyle aramda bir ilişki başlamıştır. Ya sevecendir bu ilişki ya da hırçın, kavgacı. Bu önceden kurguladığım düşünce ve felsefemin işaretidir ve bir de bakarım ki çalışmam bitmiştir. Saatin nasıl geçtiğiyle ilgilenmem, başlamakla bitişin arasındayımdır, hipnotizma sona ermiş ve uyanmışımdır. Yani çalışırken yoğun bir trans içinde yaratırım”.

YÜCEL DÖNMEZ’İN “DEEP” SERGİSİ KÜRATÖRÜ BELİZ İNAL VE SERGİDEN BAZI GÖRÜNTÜLER. 

Sanatçının 1987’de The Art Instıtute of Chicago müzesindeki solo sergisinde dünya görsel sanatlarına yeni bir teknik geliştirdiği haberleri Tv kanalları aracılığıyla Amerika çapında duyurularak “Türk asıllı bir sanatçının ilk kez görsel sanatlarda A’dan Z’ye kendine ait bir tekniğin ve estetik üslubun getirildiği”duyurulmuş ve tescil edilmişti. Günümüzde Yücel Dönmez’in yarattığı tekniğin ilk versiyonları dünyada plastik sanatlar arenasında sayısız sanatçı tarafından kullanılmaktadır. Yücel Dönmez Türk plastik sanatlar ortamında ilk Landart,ilk camaltı sanatçısıdır.Dünya soyut resim tarihinin yüzyıllık geçmişinde, estetikleriyle dünyaya kafa tutan sanatçıların ilk sıralarında yer alır Yücel Dönmez.Soyut resmim stilinin renk kontrasları teorisini de pek yüz vermeyen sanatçı açık –koyu kontrası,boyutlar kontrasını farklı  biçimde kullanır. Deformasyonun da kullanıldığı bu tuvaller yeni girişimlerin yeni denemelerin başarılı ve etkin örneklerini temsil etmektedirler.Perspektifin de deformasyona uğratıldığı Yücel Dönmez estetiği yeni çağın yeni estetik cesur girişimidir.

 

*Artist Career Coaching Gülseli İnal and Yücel Dönmez’s exhibition.

Amerika’da ve ülkemizde sayısız sergi gerçekleştiren Yücel dönmez 2017 mayıs ayında gerçekleştirdiği en son sergisinde kendi özgün estetik dilinin yeni form düzeneklerini, renk planlarının çeşitli versiyonlarını farklı boyutlara uygulayarak yepyeni görsel bir kaynağın kapılarını açıyor bize. Sanat izleyicisi bu sergide renkli planlar ve formatlarda sanatçının uyguladığı tuvallerle buluşacak.1970’li dönemde akıtma tekniğiyle kariyerine başlayan sanatçı bugün; daha da ustalaşmış daha da felsefesini temellendirmiş biri olarak karşılamaktadır bizi. Sanatçının Deepizim olarak adlandırdığı estetik tarzı; yaradılış boyutları,varoluşun katmanları ve yaşamın yapı taşlarını estetize ederek tuvalde ölümsüzleştirmesi hayatın görünmeyen sırlarına dokunmak ve onları keşfetmekle ilgilidir. Sergide bizi karşılayan tuvaller renk matematiğinin birer uç örneği olarak, devinimin, zaman hızının,oluşumun,yaradılış boyutlarının yeni gelen zamanında saptanmış birer cevher oluşu sanatçının doğanın yapıtaşlarına ve ilk örneklere duyduğu saygıyı ispatlar.  O, çağdaş bir şamandır.

*Amerika’da küratörlükden sonra sanatçı koçluk sistemi de önem kazanmaya başladı. sanatçılara yön veren ve kariyerlerinde doğru adım atmalarını sağlayan çalışmalar yapan sanatçı koçları, aynı zamanda birer yazar olarak da faaliyet gösteriyor, sanatçının tanıtrımına katkıda bulunuyorlar. Türkiye’de sayıları bir elin parmaklarını bile bulmayan sanatçı koçlarının başında Gülseli İnalda geliyor.

TÜRK SANATÇIYI TAKLİT ETMEKTEN BIKMIYORLAR.

Yücel Dönmez’in yeni kopyacısı Art Basel’de Alman galerisiyle temsil edildi

Canan Korkmaz-Art4Critic

Önce  1974 doğumlu İzlandalı bir ressam, şimdi de Güney Afrikalı 1982 doğumlu bir ressam, Miami Art Basel’de sanatçımız Yücel Dönmez’in taklitçisi olarak  Hansmayer adlı bir Alman galerisiyle yer aldı.

Çağdaş sanat kisvesi altında  sanatı intihalden çekinmeyen genç sanatçılar nedense, Alman galeriler tarafından çok seviliyor. Aslında onları kınamamak da gerekiyor çünkü belki de koca Almanya’da görsel sanatlar alanında yepyeni bir şey ortaya koyan olmadığından, kopyacılara da prim veriyorlar.

indir indir-1

 1982 doğumlu Zander Blom’un çalışmalarından.

Aslında garip olan da bu galerilerden sanat eseri satın alanların, körü körüne yatırım yapmış olmalarıdır. Çünkü sanata yatırım yapan bir koleksiyoncu önce, edineceği sanat eserinin orijinal olup olmadığını da araştırmalıdır. Bugüne kadar Avrupa’da  orijinal bir görsel sanatlar etkinliği ortaya koymadığımızdan belki de  Avrupalı galeriler bir Türk sanatçısının dünya orijinali olacağını tahmin  etmemiş de olabilirler. Bu durumda ayıp kimin olur düşünmek gerekir.

IMG_1459 IMG_0894..

Yücel Dönmez’den örnekler

Bugüne kadar Yücel Dönmez’in  geliştirmiş olduğu tekniği ve üslubunu kullanarak sanat eserler,i ortaya koyanlar arasında ünlü Damien Hirst ve Ed Ruscha’yı sayabiliriz. 1987 yılında akıtma tekniğinin farklı bir versiyonunu ortaya koyarak Amerika’da açtığı müze sergisiyle ün yapan sanatçımız, bugün üslubunu çok farklı bir arenaya taşıyarak, çağdaş bi5r sanatçıdan beklenenin çok fazlasını ortaya koyuyor.

28 29

Amerikalı Frank Stella ile aynı dönemlerde sanat yapan Dönmez, kendi  üslubunu yine kendi kurduğu tekniği ile sanatına uygulayarak, geleneksel sanatlarımızın çağdaş sentezini ortaya koydu ve Amerikalı eleştirmenler tarafından da, “binlerce yıllık Anadolu kültürünün sentezini ortaya koyarak çağdaş sanata damgasını vurdu”  (Alan Artner-Chicago Tribune 1989) diye yorumlandı.

30

Ünlü sanat felsefecimiz Prof. İsmail Tunalı tarafından ulusal ressamımız diye nıtelendirilen Yücel Dönmez için, Mehmet Ergüven’in yazmış olduğu  kitap bugün D&R lardan temin edilebiliyor.

http://www.dr.com.tr/Kitap/Yucel-Donmez/Mehmet-Erguven/Prestij-Kitaplari/Sanat-Prestij/urunno=0000000719811

0000000719811-1

Kopyacıları le ilgili olarak Yücel Dönmez’in ne düşündüğünü kendisine sorduğumuzda, gülerek şu yanıtı verdi, “Ne kadar çok sanatçı tarafından takip edilirsen o kadar çok   sevniyorum. Bunları ben kopyacım değil takipçin olarak nitelendiriyorum. Bir Türk sanatçıyı dünyanın her köşesinden sanatçıların esin kaynağı veya kopyalayacakları sanatçı olarak görmeleri elbette ki ülkemiz sanatı açısından da çok  olumlu bir şey. Geliştirmiş olduğum ilklerimle Amerika’da sanatı eğitime götürdüm ve 1995 yılında  bulunduğum organizasyon Urban Gateways “National Medal of Art’s” ödülünü Başkıan Clinton’dan aldı ve o tarihte organizasyonun 8 görsel sanatçısından biriydim. En son kopyacım Güney Afrikalıyı takdir ettim, yaptıklarıyla beni aratmıyor J “

Contemporary İstanbul 11 ardından

Art4Critic

Contemporary İstanbul 11 sona erdi fakat belli ki daha bir müddet konuşulacak.

Son günde Abdullah Gül ve Hayrinisa Gül’ün fuarı ziyareti,  olumlu bir gelişme olarak düşünülebilir. Abdulhamit portreli  bir heykel çalışmasının kaldırılması sonrasında gerçekleşen bu ziyaretin elbette ki konuyla ilgisi yoktur. Fakat, biz hala o  heykel  denilen obje çalışmasındaki mesajı anlamış değiliz. Sanatçısı olay ile ilgili açıklama yapmaktansa çalışması ile ne mesaj vermeye çalıştığını kamuoyuna açıklasa da karışan kafalar yerine gelse.

20161104_175032 20161104_163519

Bu fuar ile birlikte bir kez daha gördük ki,giriş ücretleri biraz daha mantıklı olabilseydi daha fazla ziyaretçi fuarı gezebilecekti. Bu fuar ile amaç sadece sanatın içindekileri fuara çekmekse zaten onlar geliyorlar. Amaç herkesin fuara gelmesini teşvik etmek olmalıdır. 40 TL giriş ücreti yüzünden çoğu insanların fuarı ziyaret etmediklerini kulaklarımızla duyduk.

20161103_190124 20161104_163526

Henüz fuardaki Türk galerilerinin nasıls atış yaptıkları ile ilgili bilgilere ulaşamadık sa da, yabancı galerilerin bir çoğunda satışlar olduğu duyumlarını aldık. Marlborough galeri bulunduğu yer itibariyle fuarın en kalabalı galerisi olurken, Baraz galeri ise fuara  en neşeli galeri olarak damgasını vurdu. Baraz galeride Nezih Çavuşoğlu’nun esprileri ile kahkahalar uçuşurken,  Maria’nın güler yüzlülüğü, samimi hava ile fazla büyük olmayan stantı dev bir galeriye çeviriyordu.

20161104_153847 20161104_153857

Bedri Baykam’ın Piramit Sanat Merkezi, Alan İstanbul, Galeri Artist, Dirim Art, Zilberyan, Bozlu, Versus hareketli galeriler arasında gözüküyorlardı.

Koleksiyonerlerin bölümü ise, uzun kuyrukların meydana geldiği özel bir bölüm olarak akıllarda kaldı.20161104_161730

VIP davetlilere açık olan ilk  günkü açılışa öğrencilerin de davet edilmiş olması gözden kaçmazken, basının  davet edilmemesi eleştirildi. Ayrıca ülkemizin bir avuç sanata gönül vermiş isim sanatçıları, yazarları gibi şahsiyetrlerin davet edilmemiş olması da ayrı bir eleştiri konusu oldu.

20161104_153717  20161104_153750

20161104_174103 20161104_17411020161104_17414320161104_174245

 

 

 

CONTEMPORARY İSTANBUL 2016 İLK GÜN FAZLA ZİYARETÇİ ÇEKEMEDİ FAKAT, SATIŞLAR İYİ GÖZÜKÜYOR

Contemporary İstanbul Magazine

Contemporary İstanbul 2016, ilk gün ziyaretçi zçısından  yavaş geçmesine rağmen, satışların ümit verdiği belirtildi.

Bazı yerli ve yabancı galerilerin söylemlerine göre, opsiyonlu satışlar başladı ve önümüzdeki  3 gün içinde satışların yükselebileceği konuşuluyor.

20161103_185446 20161103_185454

Piramit Sanat- Bahri Genç ve Bedri Baykam’ın farklı İstanbul çağdaşı; Beşitaş’tan vapur ile…

Fuara genel olarak bakınca sanat adına bir yeniyi sunan şok edici bir etki göremedik. Sergilenen eserlerin çoğu satış amaçlı ve ticari olarak göze çarpıyordu. Geçmiş fuarlarda gördüğümüz  çarpıcı bir eseri bu fuarda göremedik. Mobilya mağazalarında yer alabilecek objeleri sanat adına, çağdaş bir sanat fuarında satışa sunmanın ne anlama geldiğini araştırırken, görsel sanatların kısır bir döngü içerisinde, geçmişte yapılanları tekrar ettiğini ve  bir türlü geçmişin üzerinde bir şey eklemediğini de görüyoruz.

20161103_190124 20161103_192532 20161103_192508

Bu durumda görsel sanatlar nereye gidiyor ve gelecekte nereye kadar gidebilecek ve daha ne gibi saçmalıklar görebileceğiz diye düşünmemek elde değil.

STANTTAN ESER KALDIRTMA KRİZİNİN DÜŞÜNDÜRDÜĞÜ…

Ali Elmacı’nın Şili galerisinden kaldırılan obje heykel çalışması kafaları karıştırırken, sanat fuarlarında sansasyonel çıkışları da düşündürmeye başladı. Örneğin Türkiye’de ki ortamı bilen bir sanatçının bikinili bir kadın objesinin üzerine Abdulhamit portresi  yapmasını sanat adına sansasyonel bir çıkış olarak da görmek mümkün. Yalnız bu tür çıkışlar ile sanatçının ne derece prim yapabileceği de düşündürücü.

20161103_2022590

YERLİ DAMİEN HİRST

Öte yandan Amerikalı Marlborough Gallery Ahmet Güneştekin’i standında yeni bir Damien Hirst gibi sergilemeye başlamış. Belli ki çok iyi para harcanarak gerçekleştirilmiş eserler, eğer kendisi yaptıysa, sanatçının çok uzun zamanını da almıştır. Günümüzde sipariş üzerine yapılan sanat eserlerinin de siparişi veren sanatçılara  prim yaptırdığı düşünülürse, Ahmet Güneştekin’in yanlış bir şeye imza attığı söylenemez… Şöyle ki, Damien Hirst’de eserlerini siparişle yaptırıyor. Örneğin, Spin Paintings adı verilen tıornada yapılmış resimleri, asistanlarının yaptığını biliyoruz… Ayrıca Spin Paintings bizim bildiğimiz, en az son 50 yıldır Amerika’da okullarda çocuklara bile denettirilen bir yöntem.

indir ahmet-gunestekine-co-112a130cf7626a9c1834 1477385441-zu-lkarneyn-2016-s-rl-seramik-ve-metal-150-x-200-x-50-cm-detaypinij7oryuexpal1dmkrgq

Ahmet Güneştekin de ölüm ölümsüzlük temalarını işleyerek, kuru kafalara da yer veriyor.

Hiç değilse artık bizim de bir Damien Hirst’imiz var diyebiliriz…

PİRAMİT SANAT MERKEZİ VE BEDRİ BAYKAM ATAĞI

Taksim’de ki en popüler sanat mekanlarından biri olan Piramit Sanat Merkezi, kurucusu Bedri Baykam ile, galeride olduğu gibi fuarda da atakta; Bedri Baykam yeni sanata gönderme yapan çalışmaları ile  nabızları yoklarken,  daha farklı ve düşündürücü eserleri ile çağdaş sanatta her zaman popülerim imajını da zihinlere çakabiliyo

20161103_180409 20161103_185122

Bedri Baykam’ın iki farklı işi, alttaki resminde video da kullanarak, uç çağdaş sanatta bende varım diyor. 

Barş Sarıbaş’ın Piramit sanat standında olan çalışması bize, Edward Munch’u çağrıştırdı. Kesinlikler Munch’tan bir alıntı olmayan çalışmada, sanatçının bilerek veya doğaçlama verdiği mesajı ilk bakışta alabiliyorsunuz.

untitled-1

Barış Sarıbaş

Bahri Genç portrelerine yeni bir hava katarak fuardaki yerini aldı. Sanatçı ilk gün satış yapan şanslılar arasında gösteriliyor.

20161103_185446 20161103_180614

Piramit sanatçılarının hepsinin bu fuarda  kendilerini yenilemiş oldukları göze çarpıyor.

20161103_180713

Dirim Art bu yıl da fuardaki prestij yerini koruyor. Galeri Artist sanki yeniden atağa geçmiş durumda ve fuarın en çok ziyaret edilen stantları arasında. Galeri Baraz, Yahşi Baraz’ın güler yüzlülüğü ile ziyaretçilerine merhaba diyor ve stantta samimi bir hava var. Umarız bu samimi hava satışlarına da yansır.

Yabancı galerilere gelince, Barselona’dan gelen 3 galeri de  fuardan memnun gözüküyor. Aralarında yüzbinlerce Euroluk satışları opsiyonlamış olanı da var.

20161103_180748

Barselona galerilerisinden ilginç bir heykel

Türkiyeli sanat yatırımcılarının yabancı galerilerde fiyat  sordukları ve çeşitli eserler ile ilgilendikleri de fuarı gezerken gözümüze çarpanlardan. Umarız bu sanat yatırımcıları, ülkemide galerilerin yaşaması için de ellerini ceplerine sokarlar. Öyle ya bu coğrafyadan kazanılanın bu coğrafyadaki sanata da katkısının olması kadar doğal bir şey olamaz.

HAYVAN YÜREKLERİNİ DUVARA KİM ÇAKTI?

Fuarındaki bir stantın dışında, gerçek hayvan yüreklerini yaptığı bir performans ile duvara çakan kadın sanatçıdan söz ediliyordu ve biraz mantık yürüterek sanatçının Şükran Moral olabileceğine karar verdik fakat kendisi etrafta gözükmediği için de, yaptığı performans ile ne tür bir mesaj verdiğini öğrenemedik

20161103_192705

UKRAYNA’DAN GELEN BİR GALERİ

Ukrayna’dan Çağdaş sanat merkezi M17 ile fuara katılan Yana Lande, ilk kez İstanbul’da fuıara katıldıklarını ve Ukrayna’nın iki önemli sanatçısının eserlerini sergilediklerini belirtti.

20161103_194658 20161103_194615

Yane Lande ve Rostislav Bildez Anatoly GalickII resmi önünde ve altta Mykola Peremyshliev çalışması

20161103_194625

Mykola Peremyshliev ve Anatoly GalickII çalışmalarının Türkiye’de ilgi çektiğine de değinen Yana Lande, fuarda alacakları neticeye göre önümüzdeki yıl daha kapsamlı gelebileceklerini söyledi.

 Bozlu Art Project

Çağatay Odabaş’ın Brooke Shields portresi fuarda bir zamanların popüler yıldızını gündeme getirirken, Çağatay Odabaş’ın portreyi yaparken kullandığı göz nuru damlatma tekniği de büyük ilgi çekiyordu.

20161103_193310 Çağatay Odabaş’ın Brooke Shields çalışması

Bozlu Art Project fuarın ilgi çeken yerli galerileri arasındaydı.

HARUN ANTAKYALI’NIN AĞAÇ RÖLYEFLERİ

Fuarda Harun Antakyalı’nın Alan İstanbul standındaki ağaç rölyefleri oldukça ilgi çekiciydi. Kendine has çalışması ile duvar resmi ve rölyefi bir arada sunan sanatçı, çağdaş bir çalışmanın nasıl olabileceğine dair mesaj da veriyordu…

20161103_175522 Harun Antakyalı çalışması

CONTEMPORARY İSTANBUL FUARINDA HEYKEL KALDIRMA KRİZİ

TurkishArtMarket.com (ÖZEL)

Contemporary İstanbul 2016 sanat fuarında, Şilili bir galeride sergilenen Ali Elmacı çalışması, Bikinili mankenin göbek kısmındaki Abdulhamit portresi nedeniyle, stanttan kaldırıldı.

20161103_201730

HEYKELE  TEPKİYİ YAPAN VATANDAŞ ARAYA GİRENLERLE TARTIŞIRKEN

İzleyicilerden birisi tarafından protesto edilen çalışma nedeniyle gelen görevliler, zileyici vatandaşı ikna edemediler. O sırada polislerin de fuara geldiği gözlenirken, Şili galerisinin sahibesi korkudan ağlamaya başladı.

20161103_202045 20161103_2022590 20161103_202215

HEYKEL TAŞINIRKEN ALİ ELMACI SAKİN OLARAK GÖZÜKÜYORDU

Tüm uğraşılara rağmen , sanatçının çalışmasının kaldırılması engellenemedi ve bir kaç kişinin yardımıyla heykel stanttan alınarak depoya götürüldü. O sırada Ali Elmacı da olayı sakinlikle izliyordu…

FUAR YÖNETİMİNDEN  TEPKİLER SONRASI YAPILAN AÇIKLAMA

bildiri

20161103_201634 20161103_201630

 

 

GALERİA MAVİST 29 EKİM ULUSAL RESİM SERGİSİ

TurkishArtMarket.com

Galeria Mavist Ulusal Resim Sergisi Tarih: 29 Ekim 2016 Ülkemizin bir çok alanda olduğu gibi sanatın da merkezi durumundaki İstanbul her geçen gün yeni sanat galerilerine ev sahipliği yapıyor. Bu zincire en son İstanbul Kadıköy’de Rasimpaşa Mahallesi Uzun Hafız Sokak’ta Galeria Mavist ismiyle kapılarını 29 Ekim’de sanatseverlere açıyor. İlk sergisinde “Ulusal Resim Sergisi” ismiyle önemli sanatçıların eserlerini sanatseverlerle buluşturmayı hedefliyor.

234614 trabzonlu-ressamin-tablosu-londra-da-satilacak_1

Süleyman Saim Tekcan                   Küratör Orhan Zafer

Galerist olarak ünlü modacı Sevinç Lüleci’nin sanat hayatına kapılarını açtığı Galeria Mavist; Cumhuriyetin en önemli kazanımlarından bir de sanatın geniş kitlelere yayılması sanat ve sanatçının desteklenip yüceltilmesi amaçlamaktadır. Bu amaçla yola çıkan ve açılış sergisinde ülkemiz resim sanatında isim yapmış değerli sanatçıları, önemli üniversitelerin sanatçı akademisyenleri ile genç kuşak ressamlarının temsilcilerinden oluşan isimlerin eserlerini izleyicisine sunmacak. Galeria Mavist Ulusal Resim Sergisine; sanatçı kimlikleriyle bilinen akademisyenlerden;

ali-candas-son

Ali Candaş

Prof. Dr. Alaybey Karoğlu, Prof. İsmet Çavuşoğlu, Prof. Rıza Kuruüzümcü, Prof. Erol Bulut, Prof. Ümran Bulut, Prof. Melihat Tüzün, Doç. Dr. Mustafa Cevat Atalay, Doç. Dr. Zuhal Arda, Doç. Dr. Semih Büyükkol, Doç. Ayşe Dilek Kiratlı, Nebahat Karyağdı, Zehra Başaran, Türk Resim sanatının son dönem en önemli isimlerinden Ali Candaş, Süleyman Saim Tekcan, Yücel Dönmez, Ali Koçak, Hasan Mutlu, “Gelincik” resimleriyle sanat camiasının yakından tanıdığı Hikmet Çetinkaya, çalışmlarını Bodrum’da sürdüren ve “kapı” resimleriyle bilinen ressam Yusuf Tarım, atölye çalışmalarını Kadıköy’de sürdüren ressam Rüzgar Fidan, şiirsel bir dille tuale aktardığı figürleriyle bilinen ressam Akdoğan Topaçlıoğlu yanısıra günümüzün genç kuşak sanatçıları arasında önemli yere sahip Mümin Candaş, Mehmet Hacıfettahoğlu, Müslüm Teke, Bülent Yavuz Yılmaz, Cihan Çelik, Gülsen Zengin, Feride Akkurt, Hüsnü Kaçmaz ve Ramazan Can

5-80-x-100-cm-t-u-y-b-1024x813

Hikmet Çetinkaya

gibi birbirinden farklı anlayışlarda ve kendine özgü tarzlarıyla eserler üreten isimlerden oluşuyor. Sergisinin sanat danışmanlığını ise; sanat camiasının maviressam olarak isimlendirdiği deniz fenerleri resimleriyle bilinen sanat eğitimcisi ve ressam Orhan Zafer yapıyor.

untitled-6 untitled-3

Genç sanatçılardan Feride Akkurt

 

Galeria Mavist Rasimpaşa Mahallesi

Uzunhafız Sokak No:73/A Yeldeğirmeni – Kadıköy/ İstanbul

ŞEVKET DAĞ’IN YENİ BİR ESERİ BULUNDU

1876-1944 yıları arasında yaşamış olan Türk siyasetçi ce ressamı Şevket Dağ’ın, Ayasofya Camii Kapısı adlı eseri bir Türk iş adamının koleksiyonunda çıktı.

65X50 cm tuval üzerine yağlı boya eserde sanatçının imzası olmamasına rağmen konunun uzmanları ve ekspertiz tarafından, Şevket Dağ’ın önemli eserlerinden biri olarak nitelendiriliyor.

Ayasofya Camii Kapısı isimli eser, bugün müze olan ünlü mimarinin, cami olarak kullanıldığı zamanı yansıtıyor.

Çok ince detayların yer aldığı çalışmayı  bir müzeye kazandırmayı amaçladığını belirten  eserin sahibi Birdal Kaynak, aynı zamanda Osman Hamdi’nin öğrencisi olarak bilinen Şevket Dağ’ın Ayasofya Camii Kapısı eserinin,  hocasının bulunduğu bir müzede değerlendirilebileceğini ifade ediyor.

Ekspertiz raporunun yanı sıra, resim ile ilgili değerlendirme yapan bazı uzmanlar, eserin Şevket Dağ’ın önemli bir eseri olduğuna değiniyorlar.

Fikir alabilmek için eseri bazı galerilere gösteren Birdal Kaynak, eserin gerçek anlamda değerlendirebileceği bir piyasaya rastlayamadığını, bunun için de eserin bir müzeye kazandırılmasının  daha doğru olacağına inandığı belirtiyor.

Adının  açıklanmasını istemeyen bir uzman,  60×50 cm boyutundaki Şevket Dağ eserinin, 150-200 bin TL arasında fiyat bulması gerektiğini, Ayasofya müzesinin camii olarak kullanıldığı dönemden yapılmış bir sanat eserinin, aynı zamanda 18 Yüzyıldan günümüze tarihi bir belge niteliği de taşıdığına değiniyor.

14039993_10154550440373120_458176397495979733_n 14068406_10154550440848120_7203334010010192665_o

ŞEVKET DAĞ ESERİNİN AMATÖR KAMERA İLE ÇEKİLMİŞ FOTOĞRAFLARI

14117797_10154550441783120_4522206931627064311_n

ESER İLE İLGİLİ BİR EXPERTİS RAPORU

————————————————————————–

Şevket Dağ

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Şevket Dağ (d. 1876; İstanbul – ö. 23 Mayıs 1944; İstanbul), Türk ressam ve siyasetçi.

İlköğrenimini Hacı Ferhat Okulu’nda, orta öğrenimini ise Dar-ül Muallimin‘de tamamladı. Sanayi-i Nefise Mektebi Alisi’nden 1897 yılında Osman Hamdi Bey ve Alexandre Vallaury‘nin öğrencisi olarak mezun oldu.

Bir süre Evkaf’ta memur olduktan sonra, 1902 yılında başlayan ve yirmi üç yıl süren resim öğretmenliğine Mahmudiye Rüştiyesi’nde başladı. SırasıylaGalata, Nişantaşı, Aksaray, Feriköy, Koca Reşit Paşa ve Kadıköy Numune Okulları ile Vefa, Nişantaşı ve Galatasaray Lisesi‘nde çalıştı. Galatasaray Lisesi’nde ressam Fikret Mualla‘nın hocası oldu.

Fikret Mualla anılarında: “Pehlivan yapılı, zarif, iri gözlü ve pos bıyıklı idi. İlk dersimize girdiğinde; cebinden üç kurşunkalem ile bir çakı çıkarttı. Kurşunkalemin nasıl açılacağını ilk ders olarak gösterdi. Şevket Bey her konunun alfabesinden başlayan bir eğitimciydi.” diye bahseder.[1]

Dar-ül Muallimin’de (İstanbul Öğretmen Okulu) resim öğretmeniyken, daha sonraları kitaplarında kendisinden bahsedecek olan Malik Aksel‘in de öğretmeni oldu.

1909 yılında Mehmet Ruhi Arel‘in Şehzadebaşı‘ndaki evini mekân olarak seçerek toplanan dönemin sanatçılarıyla kurulan Osmanlı Ressamlar Cemiyeti‘nin kurucuları arasında yer aldı.

1919 yılında arkadaşları İbrahim Çallı ve Hikmet Onat’la birlikte Türk Ressamlar Cemiyeti‘ni kurdu. Cemiyet’in 11 Mart 1920 tarihli ilk toplantısında şu kararlar alındı:

Türk Ressamlar Cemiyeti’nin İlk Toplantı Tutanağı. Şevket Dağ’ın “Palet” İmzası

  • 1. Veliaht-ı Saltanat (Geleceğin padişahı) Abdulmecit Efendi’ye Cemiyet’in kurulduğunu bildiren bir mektup yazılması,
  • 2. Eserleri ile tanınan meslektaşlara da bilgi verilmesi,
  • 3. Kurucu üyelerden Şevket Dağ’ın genel sekreterliğe seçilmesi,
  • 4. Cemiyete mahsus etiketli zarf ve kâğıt bastırılması.

Şevket Dağ, “Enteriyör” resim türünü kapsamlı olarak işleyen ilk sanatçıdır.[2] 1916 yılından itibaren her yıl düzenlenen “Galatasaray Sergileri” ile 1939 yılında gerçekleşen ilk “Devlet Resim Heykel Sergisi”ne katılan ve “Enteriyör” (iç mekân) resim türü ile uğraş içinde olan Şevket Dağ Cumhuriyetsonrasında yaşanan “Modernleşme” hareketine tepki duysa da, 1920’lerden sonra “izlenimci” (Empresyonist) bir palete doğru değişim göstererek, 14 Kuşağı (Çallı Kuşağı)’nın sanatçıları Feyhaman Duran, Hikmet Onat, İbrahim Çallı ve Sami Yetik arasında yer aldı.

Zaman zaman eleştirilere de maruz kalan sanatçının resimlerine en keskin eleştiriyi, dönemin genç kuşak ressamlarından cumhuriyet sonrası “Modern Resim” anlayışını savunan Eşref Üren‘den aldı: “Şevket Dağ Türkiye‘de öteden beri ev içi ressamı olarak tanınır. Fakat Fransız‘ların bu alanda eserler vermiş Bonnard, Edouard Vuillard (1868-1940)’ından ne kadar uzak. Enteriyör’ler havasız ve içindeki figürler eğreti.”[2] Bu eleştiri ile ilgili, Darülmuallimin’de Şevket Dağ’ın öğrenciliğini yapan Malik Aksel “Sanat Hayatı” adlı kitabında onun ağzından “Kuşak çatışmasının yansımasıdır”der.

5.dönem Konya ve 6. ve 7. dönem Siirt milletvekilliği de yapan sanatçı, 23 Mayıs 1944 yılında İstanbul’da vefat etti.

14068406_10154550440848120_7203334010010192665_o

GÖRSEL SANATLAR PİYASASI KRİZİ AŞABİLECEK Mİ?

Yeni sezon galeriler açısından zor sanatçılar açısından ise daha zor olacak gibi…

Art4Critik

Sotheby’s  Türk Görsel sanatları ile ilgili müzayede yapmaya başladıktan sonra, sanat piyasasına  bir anda  altına hücum gibi  koşarak gelenler çoğaldı. Bunların bir kısmı  grafiker, karikatürist, mimar olduğu gibi, dekorasyon işleri yapanlara da resim yapmak cazip geldi, çünkü resim ülkemizde para etmeye başladı…

Çağdaş sanat körüklenmesi ile de, herkes sanatçı ve her şey sanat objesi olarak kabul edilmeye başladıktan sonra ise, artık temel sanat öğreniminin de önemi kalmadı, çünkü herhangi bir marketten eline bir biblo geçiren de sanat yapmaya soyundu, Internet’e dalarak oradan arakladıklarını kendi  belleğinde yoğuranlar da, sanat yapıyorum diye ortaya çıkmaya başladı…

d5813469a Piero Manzoni

Yalnız bizim ülkemizde mi, dünyanın bir çok ülkelerinde aynı durumlarla karşılaşıyoruz… Şaklabanlığın adı çağdaş sanat olmaya başladıktan sonra, sanatta sansasyon ve kolaycılık felsefesi  ile aslında sanki sanatın bitirilmesi planlanmıştı… Sponsorluk müesseseleri ile çağdaş sanatçının kapitalistlerin emri altına girmesini sağlama yoluna gidilirken,  aynı zamanda da sanat borsalarında maniplasyon körüklendi… Sanat piyasalarındaki yüksek rakamlar ile, para babalarının, mutlu olabilmesini kılmaktı amaç… Aslında sanat, kapitalistlerin piyasa içinde soyundukları kumar sevdasının, değişik bir oyununa alet ediliyordu…

Sanat kumarı

Görsel sanatlar alanında dünya sanat borsalarına baktığımız zaman,  büyük paralar kazananların, müzayede salonlarını kontrol altına almaya başladıklarını ve yarattıkları suni rant oluşumları ile, bir yerde kendi egolarını tatmin ettiklerini görememek büyük hata… Öyle ya, sanatçı bile eserinin satıldığı rakamları gördükçe hayrete düştüğüne göre, demek ki bir takım isimler yaratılıyor ve o isimler üzerine oynanan sanat kumarı ile, ortada büyük paralar döndürülüyor ve bu oyuna bazı dünya müzeleri de zamanla katılarak, oyunun daha da genişlemesini sağlıyor…

Burada şu soruyu da sormak gerekiyor, acaba gerçek sanat değeri olan eserler günümüzde üretiliyor mu? Elbette üretiliyordur fakat, arkasında dayısı  olanların arasına giremedikleri için, bir çok gerçek sanat üreticisi, üstün sanat yeteneği taşıyan sanatçılar, kenarda köşede kalarak hayıflanıyorlar…

images Piero Manzoni (Dışkısını konserve yapıp zengin oldu)

Sanat insan dışkısı olarak konserve kutusuna girerek, Tate Modern müzesine 66.000 dolara satıldığına ve sanatçısı Piero Manzoni’ye büyük paralar kazandırdığına göre, artık ressamın boyaya da para harcamasına gerek yoktur sanırım, günün birinde herhangi bir sanatçı da kendi bokuyla  resim üreterek, yeni bir sansasyona imza atabilir ve Modern sanatlar müzesine de satılabilir J

2e09bfc39617e4216283167d47956139 Fontana’nın Türkiye’de de yerlisine rastlandı 🙂

Dışkısını konserve kutusuna  koyan sanatçı sözde tüketim kültürüne de gönderme yaptığını sanıyor oysa, tüketim kültürü kapitalizm ile eş değerdedir kapitalizm bitmedikçe tüketim ekonomileri de bitmez ve her geçen gün daha da artması için çeşitli oyunlara gidilir…

IMG_1290 Sanat fuarlarında rastlanan çağdaş sanat örneklerinden

Görsel sanatlar piyasalarında her ne kadar çağdaş sanat safsatalarına olan meyilin arttığı görülse de, sanatçı yine duvara asılabilecek veya bir yerde sergilenebilecek olan sanat eserlerinden vaz geçmeyeceğini  ortaya koymuştur. Galeriler de bu tip sanat eserleri ile ayakta durabilmek de ve resim sanatını bitireceklerini sananlar, şimdiden yanıldıklarını anlamaktadırlar…

Türkiye’de güzel sanatlar piyasası

Ülkemizde görsel sanatlar piyasası sağlam bir temeli olmadığı içindir ki, kör topal yürümeye çalışıyor. Bugünkü durumda, sanatçı galerici ilişkisi, sanat piyasasının çıkmaza girmesine imza atan müzayedeciler, sanata yatırım yaptıklarını sanan sözde koleksiyonerler, Türkiye’de görsel sanatlar piyasasındaki durgunluk ve hatta çöküşün  günahını çıkarmalıdırlar; eline bir sanat eseri geçiren sözde satıcı, eseri yapan sanatçının kim olduğu ile ilgilenmiyor sadece piyasada değeri nedir ona endekslenmiş ve bu durumda da piyasada adları olan  on on beş sanatçının dışındakiler, yok pahasına satılmaya çalışılmaktadır. Ve bu durum giderek, piyasada olan sanatçıların değerlerinin düşmesine de yol açtı ve artık müzayedelerde, önceden para eden bir çok sanatçının fiyatlarının düştüğünü ve talebin azaldığını görüyoruz… Aslında sanat eserinin fiyatı düşmez aksine sürekli olarak yukarı çıkmalıdır fakat, ülkemizde köklü bir sanat anlayışı, sanatçı duruşu gerektiği gibi olamadığı için, sanat değil, çeşitli politikalar ile ön plana çıkarılan isimler daha çok para edebiliyor…

ci-15-katalog-2610_89580 (5)-113

Bakıyorsunuz sözde sanatçım  İtalyan ressam Lucio Fontana’nın 1959 yılından beri yaptıklarını tekrar ederek kendi eserleriymiş gibi piyasaya sürüyor ve galeri de  sergiliyor, dünya sanatını biraz incelemiş olan meraklılar da sadece gülümsüyorlar ve sonra da neden sanat yatırımcılarımız yabancı sanat eserlerine yatırım yapmaya başladılar diye dövünüyoruz…  Burada eleştirmemiz gerekenler galeriler ve müzayedeciler ile, sanat satıcıları olmalıdır… Çünkü sanatı pazarlayanlar sanat tarihi bilgisinden yoksun iseler, pazarladıkları sanatçılar da yetersizlerden olabilir.  Günümüzde nasıl ki bir yerde işe girecek olan insandan diploma isteniliyorsa, sanatı pazarlayan kişinin de o konudaki bilgi ve becerisini kanıtlayacak olan diplomasının da olması gerekmez mi… Bence sanat eserini pazarlayan kişinin, sanat tarihi eğitimi, koleksiyon eseri pazarlama bilgisinin olması ve aynı zamanda da dürüst bir duruş sergilemesi  gerekir…

 

SONY DSC

Ergin İnan piyasasını koruyabilen isimlerden

Son iki yıldır Türkiye’de  görsel sanat eserleri  üreten sanatçıların satış yapamadıkları için güç  durumda oldukları konuşuluyor ve hatta Contemporary İstanbul fuarının bu yıl nasıl yapılabileceği de bir soru işareti olarak karşımıza çıkıyor, acaba nasıl yapılacak… Bu yıl ve önümüzdeki yılın sanat galerileri açısından çok  zor geçeceği de söylentiler arasında ve bir çok galerinin kapanabileceği de bekleniyor…

Sanatçılarımız umudu dış dünyaya bağlamış durumda. Olanakları olanlar başka ülkelere gidebilmek için çaba harcarken, şimdiden bazı sanatçıların Avrupa ve İngiltere yolunu tuttuklarını da duyuyoruz…

sanat ortamından kısa kısalar

YAZ SANAT ORTAMI SONBAHARA KUŞKULU  HAZIRLANIYOR

Art4Critic

Yaz aylarında sanat ortamı tatilde olduğu için, genelde tatil yörelerindeki sergilerden haberler geliyor. Sonbaharda açılacak olan sanat piyasasına hazırlanan sanatçılar ise, yeni sanat sezonuna kuşkulu yaklaşıyorlar: Acaba yerli sanat yatırımcılarımız sanat piyasasındaki dönme dolaplardan kurtularak, yerli sanatçılarımıza yatırım yapacaklar mı? İşte bu kuşku çoğu sanatçının moral bozukluğu içinde bir yaz ayları geçirmesine neden oluyor.

6(2) Yahşi Baraz, Burhan Doğançay ve Sezer Tansuğ

Bu arada Facebook ortamında  başta Yahşi Baraz olmak üzere bir kısım sanat adamımızın, nostaljik  paylaşımlarına tanık oluyoruz ve hoşumuza da gidiyor.

Ayşegül Sönmez buruk bir yaz geçiriyor. Eski galerici, avukat Turgay Sönmez’in vefatı kızı Ayşegül Sönmez’i oldukça sarstı.

Ülkemizde yaşanan son olaylar, insanların tek bir vücut olarak birleşmelerine yol açtı ve umudumuz, hükümet ile sanatçılar arasındaki soğuk esintilerin son bulması ve sanatçıların ülkemizden hak ettikleri destekleri almalarından yana.

JİRİ GEORGE DEKOUPİL

“Sabun köpüğü ile oynayan sanatçı”

Jiri George Dokoupil 1954 Çekoslovakya doğumlu bir sanatçı. Bugünlerde Sevil Dolmacı tarafından Türkiye’de tanıtılmaya çalışılan sanatçının muhtemelen Türkiye’deki sanat yatırımcıları tarafından ilgi çekmesi bekleniyor. Öyle ya bizim sözde sanat yatırımcıları artık yabancı sanatçılara önem vermeye, yerli sanatçıları dışlamaya çalışıyor olabilirler.

Pigment ve sabun ile tuval üzerine  resim yapan Dokoupil’in çalışmaları, ilk bakışta çok orijinal gibi gözüküyor. Farklı bir yöntem kullanmış olan sanatçı, bizim sanat yatırımcılarına cazip gelebilir çünkü çağdaş sanat alanında her türlü garipliği, artık bizim sözde sanat yatırımcıları da, moda olarak görmeye başladılar.

Facebook ortamında Türkiye’ye tanıtılan bu sanatçıyı  muhtemelen Contemporary İstanbul fuarında da görebileceğiz.

Bunu neden haber yaptık diye düşünen olacaktır. Çünkü bize ilginç geldi ve ülkemizde böylesine ilginç işler yapan sanatçılarımız olmadığı (!) içindir ki, bu tür sabun köpüğü sanatçılarını da tanıtarak, insanlarımızın vizyonunu genişletmek isteriz.

YENİ SEZON

Yeni sanat sezonu oldukça zorlu geçeceğe benziyor. Sanatçılar neredeyse  son iki yıldır  satışlardan uzak ayakta durmaya çalışıyorlar. Atölyelerini kapatanlar, galerileri ile çalışmalarını sonlandıranlar ile ilgili duyumlar alıyoruz.  Ne denli gerçek veya değil fakat sanat piyasamızın içinde olduğu kriz her haliyle belli oluyor.

Turkıshartmarket.com ÖDÜLLERİ 2017 BAŞLARINDA AÇIKLANACAK

TurkishArtMarket.com olarak, yabancı danışmanlarımıza da danışarak, ülkemizdeki sanat ortamı ile ilgili bazı ödüller açıklayacağız. Tamamen etik kurallara dikkate alarak ve her ödülün gerekçesini de genişçe açıklayarak (Türkiye’de şimdiye kadar, sanat ortamında verilen ödüllerin neden verildiği ile ilgili doyurucu açıklamalar pek görmediğimiz için, bu konu çok önemlidir) duyuracağız. Biz para ödülü vermeyi düşünmüyoruz çünkü paranın girdiği yerde güvenirlilik de azalabiliyor. Ve de çünkü, ülkemizde, asistanına ödül veren, öğrencisini ödül ile sevindiren jüri üyeleri de gördük. TurkishArtMarket.com ödülleri için, yabancılardan olduğu gibi, ülkemizden de etik jüri üyelerimiz olacaktır.

APPLE, IPHONE SERVİSİNDE SANATÇIYA AYIRIMCILIK

İstanbul Anadolu yakası Akasya alışveriş merkezinde bulunan Apple servisinde, ressam Yücel Dönmez’e yapılan ayırımcılık, sanatçının protest art çalışmasına yansıdı.

PROTEST ART2

Sanatçı olayı şöyle açıkladı, ” Ekranı kırılan IPhone 6 plus telefonumu, sadece  Apple servisine götürmem gerektiğini bilemeyerek başka bir serviste ekranını değiştirdim. Telefon mükemmel çalışıyordu ve format atmak istedim format atarken telefonum kilitlendi. Bu defa Apple servisine götürdüm ve kendilerinden özür dileyerek hata yaptığımı başka bir servise götürmemem gerektiğini anladığımda geç kalmış olduğumu belirttim ve garanti kapsamımı kullanmayacağımı telefonumun kilidinin açılması için ne kadar bedeli varsa ödeyeceğini ve yardımcı olmalarını istedim. Sanki ayrı bir ülkenin pasaport polisine başvurmuşum gibi, karşıma  katı, Nazi tavrı ile çok kibar konuşan fakat lafları ile ince zulüm yaşatır gibi iğneleyen zatlar çıktı. Bana başka bir servise götürdüğümü ve hatamı kabul ettiğimi bildirdiğim için teşekkür ettiler ve bende memnun olduğumu belirttim. Meğer, aynı zamanda benimle ince ayar yaparak dalga da geçiyorlarmış, bana herhangi bir şekişlde yardımcı olmayacaklarını çünkü yetkisiz bir servise götürmüş olduğum için merkezin emri ile böyle davranmaları gerektiğini bildiren son konuştuğum yetkili aynı zamanda California’da eğitim aldığını ve orada kendisine böyle öğretildiğini de belirtti. Sanki kendisine git ülkendeki insanlara fırsat bulduğunda zulüm et demişler gibi. Parasını ödediğim halde bana servis vermek istemeyen, bir tavsiyede bulunun dediğim zaman ise tavsiyede bile bulunamayacaklarını belirten yani kısacası beni adam yerine koymayarak, git kendi başının çaresine kendin bak dergibi beni kibarca kovan ve o arada bir de kağıt imzalatmak isteyen zihniyetin kabul edilebilir bir tarafının olmadığını, Amerika’dan konuştuğum bir avukat arkadaş bile söyledi. Benim elimden b,ir şey gelmedi fakat protest art çalışmalarıma bir de Apple ile ilgilisini ekledim. Umarım severler”