Duygu Yaşam

YAHŞİ BARAZ VE GÖRSEL SANATLARIMIZ PİYASASINA BİR DEĞİNME…

Duygu Yaşam

Yahşi Baraz Güncel Sanat adındaki dergiye verdiği röportajında, Sezer Tansuğ’dan sonra  sanat eleştirmeni yetişmediğine değiniyor.  Bu dediği kendisine göre doğru olabilir fakat biz Sezer Tansuğ’un,  sanatçılar ile ilgili araştırma yapan ve sanatçının geleceğini görebilen bir yeteneğe sahip olmadığını düşünüyoruz…

Bakın onun zamanını yaşayan bir isim sanatçımız ne diyor,

“Rahmetli  sadece kendi çevresinde olan ve kendisine  düğme ilikleyen sanatçılar ile ilgili yazardı ve bunun dışında hiçbir sanatçı veya sanat onu ilgilendirmezdi. Bunu samimiyetle söyleyebiliyorum çünkü, aynı ortamlarda, aynı mekanlarda yıllarca bir araya geldik… Cumhuriyet gazetesinde yazan Selmi Andak tarafsız ve objektif yazabilen bir eleştirmen ve sanat yazarıydı. Fakat sanatçılar ile menfaat ilişkisine hiçbir zaman girmediği içindir ki bugün nedense onun adından bahseden yok.”

6(2) 43010-2-40  Yahşi Baraz, Burhan Doğançay ve Sezer Tansuğ, Yahşi Baraz’ın ilk galericvilik yıllarında…

Yahşi Baraz ve Maria Kılıçlıoğlu Baraz, Türk görsel sanatlar piyasasının en uyumlu çiftlerinden.

Sayın Yahşi Baraz Ayşegül Sönmez için magazin yazarı diyor. Oysa Ayşegül Sönmez magazinsel sanat yazıları yazdığı gibi zamanla görsel sanatlardaki gerçekler üzerine de katı bir eleştirmen gibi giderek, bir takım çevrelerin kendisine karşı tepkisini aldı… Onun Londra’da yapılan ilk Sothebys Türk çağdaş sanatlar müzayedesi için yazdığı yazıyı hatırlıyorum da, o cesarette yazabilmesi bir sanat yazarının göstereceği etik davranıştı ve o bunu yapabildi…

Türkiye’de bir sanat yazarının herhangi bir sanatçı için katı eleştiri yazabilmesini mümkün görmüyorum çünkü, kurulmuş olan sistem bunu gerektiriyor. Bir sanat eleştirmeni sanatçı hakkında katı eleştiri yazdığı zaman, düşman kazanmış oluyor ve sanat piyasası o kişiyi bir şekilde dışlamaya çalışıyor… Çünkü kurulmuş olan sanat piyasası sistemi, maniplasyona açık, söylentilere göre kara para aklama konusunda da kullanılıyor daha da kötüsü değeri olmayan bir sanat eseri, değerli gösterilerek, sanat yatırımcısının cebindeki parayı almaya dönük  bir politika izleniyor…

Sayın Baraz, Ali Akay hakkında da, Fransız eğitimli bir sosyolog olduğu için, Türkiye piyasasında eleştiri  yapmasının, bizim sisteme uymayacağı görüşünde… Elbette Ali Akay önemli bir sanat adamıdır. Türkiye’de ki sisteme  istemese de uyum sağlayarak, kendi inandığı yolda etkinliklere imza attı. Fakat o da diğerleri gibi ülkemizdeki sanatçıların neler yaptıklarını araştırmadı. Araştırdıysa da ancak kendi çevresindekileri biliyordur, genel görüş bu şekilde…

Sayın Baraz’a şunu söylemek istiyorum, “Eleştirmen yok diyorsunuz ya, Duygu Yaşam  yıllardır Türkiye sanat piyasası ile ilgili yazıyor ve önemli gördüğü noktalara da gerektiği gibi değiniyor. Bir zamanlar MedyaStar.com da yazardı. Şimdilerde TurkishArtMarket.com da yazıyorum. Sorarım değindiğim konulardan hangisi ciddiye alındı? Görsel sanatlar piyasamızda çarpık gördüğümüz ve üzerine basarak gündeme getirdiğimiz hangi konu çarpıklıktan kurtarıldı. Peki katı eleştirmenlerimiz olsa ne yazar ki, kime dinletecekler yazdıklarını… Haklarında hemen dedikodular çıkartılır ve  yazdıklarının önemsiz kılınması için türlü oyunlar oynanır… Bu yüzden de, ülkemizden şöyle  göğsümüzü gererek dünyaya sunacağımız bir isim saptayamıyoruz… Peki ülkemizde  dünya görsel sanatlar piyasasına sunabileceğimiz isimler yok mu? Elbette var. Var da ülkesinin sanat çevresi, piyasası sanatçının arkasında olmadığı zaman, sanatçı kendi olanakları ile bir şey yapamıyor…

Sanat piyasası duyarsız, kıskanç ve türlü oyunlar içinde olan bir ülkeden tutarlı sanatçılar çıkaramayız ki, olanlar da harcanır gider…

Müzayedelerde  sanatçının fiyatını yükseltebilmek için güdülen politikaların dışında, bazı sanatçıları fiyatlarını da düşürmek için çabalar sarf edildiğine tanık oluyoruz ve sanat piyasası da bir türlü yerine oturamıyor…

Yaşamayan bir sanatçının şüpheli olan eserleri de müzayedelerde görülebiliyor. Oysa büyük paralara pazarlanan eserlerin gelmişi, geçmişi ve her türlü kanıtı da sunulmalıdır. Örneğin bir Ömer Uluç pazarlanıyorsa, Ömer Uluç’un renkleri nasıl kullandığı ve tuvaline koymuş olduğu lekeleri nasıl yerleştirdiği de alıcıya anlatılmalı ve herhangi bir yanlış yorumlamaya yer verilmemelidir… Veya sanatçının o eseri yaptığı zaman ki fotoğrafı veya o eseri sanatçının yaptığını bilen birilerinin tanıklığı, çok büyük paralara satılacak eser için referans gösterilmelidir… Bu yapılmadığı takdirde eserin gerçek olduğuna insanlar nasıl inandırılır ki?

Müzayedeler ayrıca sanatçıya köstek olmak için değil, rant sağlamak için çaba sarf etmelidir. Bir sanatçıdan konulacak olan eserin sanatsal değerini, uzman eksperler saptamalıdır. Antik A.Ş. şirketinin bu konuda duyarlı davrandığını geçmişte izledik. Tüm müzayede yapan şirketlerin de aynı duyarlılığı göstermeleri gerekmektedir. Bir müzayede şirketi bir sanatçımıza, “Biz istediğimiz sanatçının eserini müzayedeye koyarız ve sanatçıya da sormayız” dediği zaman yanlış yaptığının da farkına varmalıdır. Çünkü sanatçı eserini sattığı zaman telif hakkını da alıcıya vermemişse, o eserin fotoğrafının bile, herhangi bir yerde baskı veya online olarak, ticarete dönük yayınlanması izne tabi olmalıdır…

Geçenlerde bir sanatçı, müzayedeye konulan bir eserini önceden 27 bin TL’ye sattığını fakat eserini almış olanın müzayedeye  9 bin TL den koyduğunu belirtti. Bu durumda sanatçı diğer koleksiyoncularına durumu nasıl açıklayabilir ki… Ayrıca kendisinden müzayede kataloguna konulmak üzere,izninin de alınmadığını söylüyor.

Sayın Yahşi Baraz’ın görsel sanatlarımız üzerine söylediklerinin büyük önemi vardır çünkü sanat piyasasının oluşmasını sağlamış olan bir duayendir… Yahşi Baraz ülkemizde başka ülke sanatçılarından aşırı etkilenme ve kopyalar var diyorsa, doğrudur… Ve bunun kimler olduğu da sanat piyasasını yatırımları ile yönlendirenler tarafından, iyice araştırılmalıdır…

Sanatçı ticaret için sanat yapmaz fakat yaşaması için de gerekli olan parayı ne yazık ki eserlerinden bir kısmını satarak elde etmek durumundadır. Ne zaman ki ülkemizde sanata yatırım yapanlar sanatı ve sanatçıyı desteklemek adına sanat eseri satın alarak, mekanlarında değerlendirirse o zaman ülkemizde sanat ve sanatçı da gerçek yerini bulacaktır…

Sanatçı konfeksiyon üreticisi değildir ve galeriler de konfeksiyon mağazası gibi görülmemelidir…

1 thought on “Duygu Yaşam”

  1. Türk Resim Piyasası…bu kişilerle..bu durum da. Tarihte hiç rastlanmadı Sanatcı yaşarken değerini farkeden Eleştirmene…neden, sanatcı, geleceği görendir. Eleştirmen, burnunun kalkıklılığını..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s