SANAT SOHBETLERİ

Yücel Dönmez

Sanatı yok etmek için düğmeye basmışlar sanki…

Resim sanatı artık tuval üzerine değil, değişik malzemeler üzerine yapılırsa çağdaş sanat sayılırmış. Siz en iyisi tuvalden vazgeçin, bugüne kadar çarşıdan pazardan biblo diye aldığınız objelerin, sanatçı tarafından onaylanmış olanlarını koleksiyon yapın. Çünkü, sanatçı onaylamışsa, ne olursa olsun, o çağdaş sanattır(!)…

Duchamp pisuar ile sanata bir kılçık atarak, her şey sanat demeye getirdi ama, demedi ki her sanata soyunan hazır objelerle oynasın…

indir Marcel_Duchamp

Duchamp hazır objelerle yaptığı  sanatına belli bir felsefe yüklemiştir ve  bence en önemlisi ise, her şeyin sanat gözüyle görülebileceğini ve farklı estetik değerlerin, içerdiği mesaj ne olursa olsun, insanlara görsel bir zevk verebileceğini fark ettirmeye çalışmıştır… Duchamp pisuar ile sanatın güzellikler olduğunun yanı sıra, insana fayda, rahatlık sağlayabilen her aracın da sanat gözüyle görülebileceğini hatırlatmak istemiştir… Örneğin, bisiklet tekerleği çalışması ile;, ışık obje birlikteliği sonucu meydana gelen gölgelerin, cansız objenin estetiğine bir ruh katabildiğini de fark ettirmek istemiştir…

dada-à-la-carte-paris 3141_m_marcel_duchamp_bicycle_wheel_1913

Bugün çağdaş- kavramsal sanat tuval sanatının yanı sıra, çağın gereksinimi olarak, sanata bir yenilik getirmiş ve  ortaya konulan farklı, kabul edilebilir çalışmalar ile de sanat tarihindeki yerini alacaktır…

Yalnız  her şey sanat, herkes sanatçıdır felsefesine ayak uydurarak, önüne gelen ben sanat yapıyorum diye abuk, sabuk örnekler ortaya koyarsa, o örnekler de aynen çağın içindeki en kötü, anlamsız,çirkin sanat örnekleri olarak anılarda kalabilir fakat, sanat tarihine mal olmuş çalışmalar olarak müzelerde yer alması, koleksiyonlarda saklanması olanak dışı olabilir çünkü, bu gidişle kolaycılığa alışmış olan sanat dünyasında o kadar çok hazır objeler kullanılabilinir ki, hepsini saklayabilmek için uzaysal depolar gerekebilir ve bu yükün altına girebilecek bir sanat kurumu veya koleksiyoner de  düşünemiyorum…

Bu çağın sanat tarihi çok geniş elemeler sonunda ortaya çıkabilecek ve bugünden pohpohlanan bir çok çalışmalar da saklanamayacağı için de,  çöpe gidebilecektir…

Duchamp felsefesine göre, hiçbir şey olduğu ve kullanıldığı gibi değildir, kişiye veya kişilere göre değişime uğratılabilir ve fonksiyonel bir hazır obje, sanatçının dokunuşu ile fonksiyon dışına itildiğinde ise, göze ve akla hitap eden farklı bir değere bürünebilir… Bu felsefi görüşte ile sanatta yaratıcılığın ne derece önemli olduğu da vurgulanmaktadır…

İnsanoğlunun yaratıcı gücü olduğu kadar, kolaycılık tutkusu ile ortaya koyduğu taklitçilik yeteneği, ne yazık ki üzerinde yaşadığımız bu dünyada, belki de çok süper bir yaşama ulaşabilmemizin zamanını da uzatmaktadır… 20 Yüzyıl’da, gelecek yüzyılın daha insancıl olabileceği, yaşam standartlarının değişimi ve artışı ile insanların belli bir doyuma ulaşabileceği de düşünülen varsayımlar arasındaydı; oysa 21 Yüzyıl ile birlikte, dünya sanki yüksek teknolojilerin sarhoşluğu ile, ilkel toplum düşüncesine geri dönmeye başladı… Terör grupları dünyayı yaşanamayacak bir  gezegene ulaştırabilmek için, adeta yarış içine girdiler… Işıd terör örgütü ile de, insanlığın geriye adım attığının örneklerini yaşamaya başladık. Batı’da belki de rahatlıktan bunalan kesimler, topluca Işıd örgütüne katılabilmek için Suriye’ye akın ettiler. Kafalar kesildi, canlı insanların ciğerlerini yiyen insan canavarları internette izlettiler ve 22 Yüzyıl’a kalmadan herhalde dünya çökecek kaygıları yaşanmaya başladı…

Tıp bir insan canı kurtarabilmek için büyük paralar harcarken, lastik botlarla Batı’ya göç edebilmek uğruna  yüz binlerce insanlar canlarını hiçe sayıyorlar. Terör artık her yerde can almaya devam ediyor, terör odakları bazı ülkeler için tetikçiliğe soyunmuşlar, dünya farklı bir mafya düzenini yaşıyor…

Sanatımız ne durumda…

Burada konumuz sanat olduğu için bu konunun üzerine gitmeyeceğim. Türkiye’de iş dünyasının sanata yatırımları ile oluşan küçük bir pastamız var ve bu pastadan pay alabilmek için sanatçılar çaba sarf ederken, belli bir kesim de sanatçıların üzerinden rant sağlayabilmek için, sanat piyasasında farklı gruplaşmalar meydana getiriyorlar. Sotheby’s müzayede şirketi ile İngiltere pazarına  sözde açılım yapan bu gruplaşmalardan bazıları, Türk sanatçıları İngiliz pazarında paylaşılamıyor yalanları ile, ülkemizdeki bir avuç sanat yatırımcısının ilgi odağı olmayı başardılar… Sonrasında bakıldı ki hiç de gerçekler söylenildiği gibi değil, hepsi bir oyundan ibaret ve sanat piyasamız çıkmaza girdi… Sotheby’s olayından sonra Dubai pazarı denendi ve medyamızda çeşitli haberler gördük, “Dubai’yi de fetih etmiştik(!)”

11141700_10206095693653010_369383018_oAli Raşit Karakılıç ve son sergisinden bir çalışması, ülkemizde çağdaş sanat alanında yapılan özgün çalışmalardan bir örnek olarak gösterilebilir…

Bir ara 40 yaşın altına bakın diye birileri piyasayı kızıştırmaya çalıştı. Yani 40 yaşın üzerindeki sanatçıları yok sayın demek olan bu dangalakça fikir tutmadı…

Bugün gelinen nokta ise Türkiye’de görsel sanatlar açısından vahim bir durum gözükmektedir; son 8-10 yıldır aldatılan sanat yatırımcılarımızın bir kısmı sanata yatırım yapmaktan vazgeçerken, sanat piyasasının yapılanmasını sağlayan yeni kuşak yatırımcılar ise, sanata yatırımı ülke sanatının yükselmesi açısından değil de, sanat üzerinden kısa zamanda nasıl büyük paralar elde edebiliriz kaygısıyla yapıyorlar sanki…

IMG_1516 Server Demirtaş çalışması Bozlu Art Project. Kinetik sanatın  çağdaş örneklerinden özgün bir çalışma olarak sunulabilir…

Başta müzayede şirketleri olarak ülkemizde son zamanlarda sanat piyasasına verilen mesaj, sanki bazı sanatçıların fiyatları düşüyor gibi algılanmaya başladı ve bu durumda fırsat yakaladıklarını sanan  çeşitli sanat tacirleri, yabancı sanata yatırımı körüklemeye başladılar…  Bir yandan da ülkedeki sıkıntılı durumlar, insanların paralarını tutmalarına ve sanata yatırımı ülkemizde askıya almalarına yol açtı… Şu anda Türkiye’de sanat eserleri satışları durma noktasındayken, sanat yatırımcılarımızın Londra, Paris gibi sanat merkezlerindeki sanat fuarlarının açılışlarına taşındıkları haberlerini alıyoruz… Haliç’de açılan  Art International sanat fuarı ile son 3 yıldır körüklenen yabancı sanat eseri satışları, ülkemiz yatırımcılarının gözlerini iyice boyamış ki, fuarda sorguladığımız galeriler, Türk sanat yatırımcılarına çok büyük satışlar yaptıklarını açıkladılar…

Ülkemiz sanatçıları bu durumda ne olacak sorusunu soran yok.  Her yıl yığınla mezun veren sanat fakültelerinde, gençler büyük sanatçı olabilirsiniz hayalleri ile körükleniyor fakat ortada o gençlerin mezun olduktan sonra ekmek yiyebilecekleri bir alt yapı yok…